Bir doğum günü hediyesi ararken
Bazı keşifler önceden hazırlanmış bir listenin içinden çıkmıyor. Bir dostumuza doğum günü hediyesi ararken Joana Simões Jewellery ile tesadüfen karşılaştık. O sırada amacımız çok basitti: dostumuza güzel bir hediye bulmak. Ama karşımıza çıkan parçalar bizi biraz daha bakmaya, tasarımlar arasında dolaşmaya ve onları yapan kişiyi merak etmeye yöneltti.
Ürünlerinin tasarımını, kalitesini ve el işçiliğini çok beğendik. Bir takıda ilk bakışta dikkatinizi çeken şey bazen renk, bazen biçim, bazen de küçük bir ayrıntı oluyor. Joana’nın işlerinde bizi etkileyen, bu seçimlerin birbirinden kopuk durmamasıydı. Parçaların arkasında kendine ait bir tasarım dili ve o dili el emeğiyle kuran bir insan hissediliyordu.
Doğum gününe ise az zaman kalmıştı. İnternetten sipariş verip kargoyu bekleme şansımız yoktu. Bunun üzerine Joana’ya WhatsApp üzerinden ulaştık. Ekranda başlayan hediye arayışımız böylece küçük bir Lizbon keşfine dönüştü: ertesi gün Telheiras’taki atölyesindeydik.
Telheiras’ta, sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi

Atölyeye giderken aklımızda bir hediye vardı. Joana’nın bizi karşılamasıyla ziyaretin havası hemen değişti. Bizi ilk kez görmesine rağmen yıllardır tanıdığı insanlarmışız gibi sıcak karşıladı. O sıcaklığın içinde bir alışverişin resmiyeti değil, insanın kendini rahat hissettiği doğal bir yakınlık vardı.
Sohbet öylesine doğal ve keyifli ilerledi ki zamanın nasıl geçtiğini anlamadık. Biraz daha konuşsak oraya neden geldiğimizi bile unutacaktık. :) Hediye almak için geldiğiniz bir yerde sohbetin böyle uzaması, ziyaretin akılda kalan tarafını da değiştiriyor. Sonradan yalnızca hangi takılara baktığınızı değil, o insanla nasıl karşılaştığınızı hatırlıyorsunuz.
Bizim için Joana’nın atölyesi tam da böyle bir yer oldu. Telheiras/Lumiar tarafına yaptığımız bu ziyaret, yapılacak işler arasına sıkıştırılmış bir alışveriş olmaktan çıktı. Bir insanın yaptığı işe yakından bakabildiğimiz, onu dinleyebildiğimiz ve sohbetin içinde rahatça kalabildiğimiz bir karşılaşmaya dönüştü.
Vitrinin birkaç adım ötesinde, takının arkasındaki emek
Atölyede yalnızca bitmiş takıları görmedik; Joana’nın çalışma ortamını da gördük. Vitrinlerin birkaç adım ötesindeki çalışma masaları, el aletleri ve metal işleme ekipmanları, baktığımız parçaların arkasındaki emeği somut biçimde gösteriyordu. Bir tarafta sergilenen takılar, diğer tarafta onları üretmenin araçları vardı.
El yapımı bir parçayı vitrinde beğenmek güzel. O parçanın üretildiği ortamı görmek ise ona başka bir yakınlık katıyor. Masaları, aletleri ve ekipmanları gördüğünüzde bitmiş ürüne bakışınız da değişiyor: tasarımla üretim arasındaki bağı aynı yerde görebiliyorsunuz. Bizim ziyaretimizde hoşumuza giden şeylerden biri bu oldu.
Fotoğraflarda takı vitrinleri kadar atölyenin çalışma alanına da yer vermemizin nedeni bu. Ahşap çekmecelerdeki parçalar, beyaz dolapların üzerindeki sergiler, duvarlardaki bitkisel çizimler ve üretim ekipmanları birlikte bu mekânın havasını anlatıyor. Joana’nın el emeği, burada yalnızca bir ürün açıklamasında geçen ifade olarak kalmıyor.
Resimden takıya uzanan bir hikâye
Joana’nın kendi hikâyesini okumak, atölyede gördüğümüz dünyaya bir arka plan ekliyor. Resmi sitesindeki anlatımında, sade şeylerin güzelliğine her zaman ilgi duyduğunu; bu dünyayı önce resimle ifade ettiğini, daha sonra takıyı yeni bir yaratım alanı olarak keşfettiğini söylüyor. Doğa ve gündelik hayatın küçük anları, bu yaklaşımın merkezinde yer alıyor.
Joana, 2003’ten beri doğanın sunduklarını kişisel bir his taşıyan parçalara dönüştürdüğünü anlatıyor. Markasının hikâyesini büyük bir iddia üzerinden değil, küçük ayrıntılar, anlamlı anlar ve insanın yanında taşımak istediği şeyler üzerinden kuruyor. Takıların hem gündelik hayata eşlik etmesi hem de özel anlarda yer bulması düşüncesi bu anlatımda belirgin.
Bu geçmiş, atölyenin duvarlarında gördüğümüz çizimlere de başka bir gözle bakmamızı sağlıyor. Resmi sitesinde resim ve takıyı yan yana ele aldığı bölümde çizgi, ışık ve dokunun iki alanı birbirine bağladığını anlatıyor. Takı ile resim arasında kurduğu bu ilişki, bize göre gördüğümüz mekânın bütünlüğünü anlamak için güzel bir anahtar.
Joana’nın kişisel koleksiyonunu anlattığı bölümde de aynı yaklaşım var: gündelik hayatta fark edilen küçük bir ayrıntı, malzemenin biçime dönüşmesi, zaman ve dikkat. Atölyede gördüğümüz üretim ortamı ile bu anlatımın yan yana gelmesi hoşumuza gitti. Beğendiğimiz parçaların arkasındaki insanı biraz daha tanımış olduk.
Doğal materyaller, taşlar, metaller ve isimlerin kurduğu dünya
Joana’nın doğal materyalleri, taşları ve metalleri kullanma biçimi özellikle hoşumuza gitti. Yalnızca malzemenin kendisi değil, o malzemeyi bir tasarımın içine nasıl yerleştirdiği de dikkatimizi çekti. Renk, doku ve biçim arasındaki seçimlerde, farklı parçaları aynı yaratıcı dünyada buluşturan bir bütünlük hissettik.
Resmi ürün açıklamaları bu yaklaşımı somut örneklerle görmemizi sağlıyor. Lava adlı tasarımda volkanik lav boncukları, heykelsi bir gümüş unsurla bir araya geliyor; ürün gümüş ve altın kaplamalı gümüş bitiş seçenekleriyle sunuluyor. Nacre ise sedef, Japon ipek kordonu ve gümüş kapamayı birleştiren bir kolye. Birinde lavın dokusu, diğerinde sedefin doğal parlaklığı tasarımın karakterine katılıyor.
Berry Bloom küpelerde ise doğadan gelen ilham, bir taşın kullanılmasından çok biçimde ortaya çıkıyor. Joana’nın ürün açıklaması, çiçeklenmiş yabani meyve kümelerinden esinlenen ve gümüşten üretilen bir tasarımı anlatıyor. Böylece doğa, bazen malzeme olarak, bazen de bir formun başlangıç noktası olarak karşımıza çıkıyor.
Parçaları koleksiyonlara ayırması, tasarımlarının karakterine uygun isimler vermesi ve yaptığı seçimlerdeki bütünlük de ayrıca hoşumuza gitti. Sitede yüzük, küpe, kolye, bileklik ve broş gruplarının yanında “Mãe e Filha” (Anne ve Kız), “Amantes de Livros” (Kitapseverler) ve “Perfeito para Oferecer” (Hediye Etmek İçin) gibi seçkiler var. Bunlar yalnızca ürün türüne göre değil, bir ilişkiye, bir ilgiye veya bir hediye fikrine göre de dolaşmanıza imkân veriyor.
Roots, Fern Leaf, Olive Leaf ve Sea Spiral gibi tasarım adları ise kökleri, yaprakları ve denizi çağrıştırıyor. Koleksiyonların isimleriyle tek tek tasarımların isimleri farklı şeyler olsa da birlikte baktığınızda Joana’nın dünyasında küçük ayrıntıların nasıl yer bulduğunu görüyorsunuz. Bizim hoşumuza giden de bu: parçaların tasarımı, malzeme tercihleri ve adları arasında kurulan bağ.
Bir hediyenin yanına eklenen Portekiz sıcaklığı
Bizi etkileyen yalnızca satın aldığımız takı değildi. Joana’nın el emeği, yaptığı işe bağlılığı ve alışık olduğumuz o Portekizli sıcaklığı ziyaretin bir parçası oldu. Bir dostumuz için hediye ararken, o hediyenin arkasındaki insanla tanışmak da bu alışverişe kendi küçük hikâyesini ekledi.
El yapımı bir ürün satın almanın sevdiğimiz tarafı biraz burada saklı. Bazen yalnızca bir eşya satın almıyorsunuz; onu yapan insanla, o insanın emeğiyle ve küçük bir hikâyeyle birlikte eve dönüyorsunuz. Ve Joana’da bizim bulduğumuz şey tam olarak buydu.
Bu yüzden Joana Simões Jewellery bizim için bir internet aramasında denk geldiğimiz marka olarak kalmadı. Telheiras’ta kapısından içeri girdiğimiz, üretim alanını gördüğümüz, sahibiyle keyifli bir sohbet ettiğimiz ve memnun ayrıldığımız bir atölye oldu. Lizbon’da özgün bir hediye arayan PTNewsHub okuyucularıyla paylaşmak istememizin nedeni de bu deneyimin bütünü.
Joana’nın dünyasına yakından bakmak
Joana’nın resmi sitesinde koleksiyonları ve ürünleri inceleyebilir, kendi hikâyesini okuyabilir ve resimle takıyı buluşturduğu çalışmalarına bakabilirsiniz. Marka, ürünlerinin Portekiz’de tasarlanıp el işçiliğiyle üretildiğini belirtiyor. Bizim için ekranda gördüğümüz tasarımlarla atölyede gördüğümüz üretim ortamını yan yana getirmek, keşfin en güzel taraflarından biriydi.
Atölyeyi ziyaret etmek isterseniz Joana, resmi sitesinde Telheiras’taki atölyeye gelmeden önce iletişime geçerek ziyaret planlamanızı istiyor. Biz WhatsApp üzerinden ulaştık ve ertesi gün oradaydık. Siz de hediye arayışınızı, ilgilendiğiniz parçayı veya ziyaret isteğinizi doğrudan paylaşarak başlayabilirsiniz.
Biz bir doğum günü hediyesi ararken yola çıktık. Eve dönerken o hediyenin yanında, sıcak bir Lizbon karşılaşmasını da götürdük. Bazen bir şehri sevmenizi sağlayan şey tam olarak böyle küçük keşifler oluyor.







