Cascais'in en güzel noktalarından Parede’de, tam denizin kıyısına devasa bir Hilton kompleksi dikiliyor. Buraya kadar her şey Cascais standartlarına uygun görünebilir. Ama işin arkasındaki detaylar ortaya çıktıkça skandalın boyutu insanı hayrete düşürüyor. Sintra İdari ve Vergi Mahkemesi'nde devam eden bir dava var ve Savcılık, sırf izin verilen bina yüksekliğini aştığı gerekçesiyle projenin en üst üç katındaki 37 dairenin tamamen yıkılmasını istiyor. İşin en absürt tarafı ne biliyor musunuz? Hakkında yıkım kararı istenen o üç kattaki en az 9 daire çoktan satılmış bile. JLL’nin ilanlarına bakıyorsunuz, 1+1 daireler 625 bin Euro'dan başlıyor; 9. kattaki 4 odalı dubleks için tam 5,1 milyon Euro isteniyor. Eğer mahkeme nihai kararı verip o katları yıktırırsa, hem belediyenin hem de müteahhit firmanın ödeyeceği tazminatın haddi hesabı olmayacak. Siyaset, Özelleştirilen Sahil Şeridi ve Milyonluk Oyunlar Bu devasa projenin altından çıkan isimler de sıradan değil. Dönemin Cascais Belediye Başkan Yardımcısı olan ve şu anki hükümette Altyapı ve Konut Bakanı olarak görev yapan Miguel Pinto Luz, bu anlaşmaların merkezindeki ana aktörlerden biri. Pinto Luz her ne kadar "adalete güveniyorum, alınan tüm kararlar teknik görüşlere uygundu" desa de, adı geçen diğer belediye yetkilileriyle birlikte ciddi suçlamaların hedefinde. İşin boyutu sadece bina yüksekliğiyle de sınırlı kalmıyor. Rantın nasıl yaratıldığını gösteren şu detaya bakın: Cascais Belediyesi 2020 yılında Ulusal Ekolojik Rezerv içinde kalan 823 metrekarelik bir arsayı müteahhit firmaya 312 bin Euro’ya satmış. Bugün aynı projede satılan tek bir 1+1 dairenin fiyatı (625 bin Euro), belediyenin sattığı o koca arazinin tam iki katı! Üstelik inşaat yoğunluğunu artırabilmek için bildiğimiz Deniz Kamu Alanı'nı, yani sahil yolunun altındaki kayalık araziyi bile sürece dahil edip özelleştirmeye çalışmışlar. JLL de ilanlarda utanmadan "denize uzanan taş bir platform üzerinde" diye pazarlama yapıyor. 24 Milyon Euro'luk Kamu Zararı Eski meclis üyesi Clemente Alves’in getirdiği hesap sahadaki acı gerçeği net bir şekilde özetliyor. Belediyenin kentsel planlama tazminatlarından vazgeçerek özel şirkete devasa bir kıyak geçtiğini söylüyor. Normalde belediyenin kasasına girmesi gereken miktar yaklaşık 24 milyon Euro. Bu parayla tam 300 tane alt gelir grubuna uygun konut yapılabilirdi. Ama belediye bunun sadece onda birini tahsil etmekle yetinmiş. Şu anda savcılık kanadında kamu görevinde usulsüzlük, nüfuz ticareti ve yolsuzluk şüpheleriyle yürütülen çok gizli bir ceza soruşturması var. Çevre hareketleri ve mahalle sakinleri "belediye derhal sahanın suyunu, elektriğini kessin, inşaatı durdursun" diye bastırıyor. Belediye ise topu taca atıp savunmasını Ekim ayına kadar hazırlayacağını söylüyor. Lüks yaşam, deniz manzarası ve romantik vaatlerle satılan o milyon Euro'luk dairelerin tepesinde şu an kepçe gölgesi sallanıyor. Kamunun hakkı üç beş gayrimenkul fonuna yedirilirken, faturanın yine dönüp dolaşıp vergi mükelleflerine çıkacağı çok açık. Bu davanın peşini bırakmamak gerekiyor. Kaynak: Expresso
Detayları okumak için kaynağı ziyaret edebilirsiniz.
Kaynağa Git ↗