Yıllardır Akdeniz havzasında tatil yapan herkes bu manzarayı çok iyi bilir: Küçük bir koya gidersiniz, havlunuzu serecek iki karış kum ararken bir işletme çalışanı gelir ve şezlong kiralamayacaksanız oradan çekilmeniz gerektiğini söyler. İtalya ve Yunanistan kıyılarında sıradan hale gelen bu "kıyıları kapatma" alışkanlığı, bir süredir Portekiz’in o uçsuz bucaksız, serbest kumsallarını da tehdit etmeye başladı.
Halkın deniz kıyısına ücretsiz erişim hakkı tartışması artık sadece Akdeniz’in diğer ucunun değil, doğrudan Portekiz’in de ana gündem maddesi.
Arrábida’da Ne Oluyor? Kıyıların Mülkiyeti Tartışması
Lizbon’un güneyindeki o doğa harikası Arrábida Doğa Parkı sınırlarında yer alan Herdade da Comenda arazisinin sahipleri, bölgedeki beş ayrı plajın kendilerine ait olduğunu öne sürdü. Gerekçeleri ise mülkiyet haklarının, tüm kıyı şeridini kamu malı sayan 19. yüzyıldaki kraliyet kararnamesinden daha eskiye dayanması.
Bu hamle doğal olarak yerel halkın ve çevre örgütlerinin büyük tepkisine, protestolara yol açtı. Hükümet her ne kadar plajların kamuya ait olduğunu yinelese de sahada durum her zaman kağıt üzerindeki gibi işlemiyor.
Kanunda Serbest, Sahada Yasak
Çevre Ajansı ve bakanlık yetkilileri, işletmelere tahsis edilen imtiyaz alanlarının hemen önündeki kumsal şeridine herkesin havlusunu ve şemsiyesini serbestçe koyabileceğini açıkça belirtiyor. Fakat uygulamada şezlong kiralamayan yurttaşlar işletmeler tarafından uzaklaştırılmaya çalışılıyor.
Benzer bir durum Alentejo kıyılarındaki lüks tatil noktası Melides’te de yaşandı; plaja inmek isteyen insanlardan kapılarda kimlik sorulduğu, geçişlerin keyfi şekilde engellendiği ortaya çıktı.
Portekiz Barolar Birliği Başkanı João Massano’nun durumu özetleyen şu sözü sahadaki çelişkiyi net anlatıyor: "Erişimin kamuya ait olduğunu söyleyip sonra oraya giden yolları kapatırsanız insanlar oraya nasıl ulaşacak, uçakla mı?"
Fahiş otopark ücretleri, kapatılan geçiş yolları ve denetimsizlik, kamuya ait olan kıyıları yavaş yavaş belirli zümrelerin ayrıcalığına dönüştürüyor.
Avrupa’da Neler Oluyor? "Havlu İsyanı" ve Mare Libero
Portekiz’deki bu tartışma kıtada yalnız değil:
İtalya (Mare Libero Hareketi): Kıyı şeridinin neredeyse yarısının, bazı bölgelerde ise yüzde 90'ının özel işletmelerce (lido) kapatıldığı İtalya’da, 2019'da başlayan "Özgür Deniz" hareketi büyüyor. Kıyıların nesilden nesile ihalesiz devredilmesine karşı çıkan aktivistler, plajların birer alışveriş merkezine dönüştürülmesini durdurmaya çalışıyor.
Yunanistan (Plaj Havlusu Hareketi): 2023 yılında Paros adasında başlayan ve tüm ülkeye yayılan "havlu isyanı", yasal sınır olan yüzde 50 kullanım hakkını çiğneyip tüm sahili şezlonglarla dolduran işletmelere karşı halkın doğrudan kumsalları işgal etmesiyle sonuçlanmıştı.
Arnavutluk (Flamingo Devrimi): Koruma altındaki lagünlere ve kıyılara yapılması planlanan dev resort projelerine karşı binlerce insan haftalardır meydanlarda kıyılarını savunuyor.
Kıyılar Hepimizin
Geniş kumsalların, dalga sesinin ve açık denizin tadını çıkarmak bir lüks ya da fahiş fiyatlı bir tüketim maddesi değil; temel bir kamusal hak. Yasa koyucuların net kurallar koyması kadar, sahada denetimlerin tavizsiz uygulanması ve kumsallara sahip çıkılması gerekiyor.
Kaynak: Fernanda Câncio / Diário de Notícias
Fotoğraf: Mário Rui André / LPP
Detayları okumak için kaynağı ziyaret edebilirsiniz.
Kaynağa Git ↗