Yaz tatili için sahile inmeden ya da bavulları toplamadan önce masadaki tabloya dürüstçe bir bakalım. Hem sokakta karşılaştığımız gerçekler hem de sınırların ötesinden esen rüzgârlar, bu yılın hiç de öyle sakin bir geçiş yılı olmadığını gösteriyor.
Cepleri Yakan Hayat Pahalılığı ve Bitmeyen Konut Çıkmazı
Gündemin ilk sırasında şaşmayan tek bir başlık var: Geçim derdi. Özellikle barınma krizi artık can sıkıcı bir eşiği çoktan aştı. Kiralık ya da satılık makul bir ev bulmak neredeyse piyango kazanmaya benziyor. Yeni konut projelerinin yetersizliği, inşaatlardaki nitelikli iş gücü açığı ve kaplumbağa hızında ilerleyen bürokratik planlama süreçleri krizin üzerine benzin döküyor.
Gelir dağılımındaki uçurum da yerinde sayıyor. Ülkedeki en varlıklı 50 ailenin serveti, neredeyse milli gelirin yüzde 16,5’ine denk. Nüfusun yaklaşık yüzde 18,6’sı (yani 2 milyona yakın insan) sosyal dışlanma sınırında yaşıyor. Eğer devlet yardımları olmasaydı bu tablonun yüzde 40’ları aşacağını bilmek işin ciddiyetini özetliyor.
Tam da bu yüzden, zenginlerin daha adil bir vergilendirme talep ettiği uluslararası "Vatansever Milyonerler" hareketini buralarda da daha gür sesle tartışmak gerekiyor. Çünkü adil bir vergi sistemi sadece ekonomiyi rahatlatmakla kalmaz, toplumdaki öfkeyi ve otoriter arayışları da dindirir.
Aşırı Doğa Olayları ve İklim Gerçeği
Bu yıl doğa da bizi fazlasıyla zorladı. Yılın başındaki Kristin ve peşi sıra gelen Leonardo fırtınaları özellikle orta kesimlerde büyük yıkıma ve milyarlarca euroluk zarara yol açtı. Ancak iş AB Dayanışma Fonu'ndan gelecek destek paketlerine gelince, bürokrasideki personel eksikliği gibi bahanelerle yardımlar gecikti.
Uzmanların dediği gibi, artık "yeni normal" bu. Avrupa kıtası diğer bölgelerden iki kat daha hızlı ısınıyor ve yangın sezonları her yıl içimizi biraz daha yakıyor.
Tabii güzel haberler de yok değil; kuzeydeki Guimarães şehrimiz bu yılın Avrupa Yeşil Başkenti seçildi. Üstelik elektrik üretimimizin yüzde 75'inden fazlasını yenilenebilir enerjiden karşılayarak Avrupa'da üst sıralardaki yerimizi koruyoruz. Ama altyapıyı ve dağıtım şebekesini hızla modernize etmezsek bu temiz enerji potansiyeli bir noktada tıkanacak.
Sandık, Siyaset ve Demokrasi Sınavı
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda António José Seguro’nun André Ventura karşısında aldığı net galibiyet derin bir nefes aldırdı. Luís Montenegro liderliğindeki azınlık hükümeti ise aşırı sağla koalisyona girmeden parlamentoyu yönetmeye çalışıyor. Montenegro’nun popülaritesi anketlerde iyi görünse de, sokaktaki insan bu politikaların kendi mutfağına ve yaşam standardına nasıl yansıyacağını görmeden ikna olmuyor.
Diğer yandan, nisan ayında Anayasa’nın 50. yılını geride bıraktık. Diktatörlük döneminin ardından kurulan bir demokrasi için yarım asrı devirmek kesinlikle gurur verici. Ancak mayıs ayında Lizbon’da göçmenlere ve evsizlere yönelik kötü muamele iddialarıyla 15 polisin gözaltına alınması gibi sarsıcı olaylar, kurumlarımızdaki yönetim kültürünü ve zihniyeti ne kadar sıkı denetlememiz gerektiğini yüzümüze vuruyor.
Dış Dünyanın Yükü: Savaşlar ve Küresel Tedirginlik
Sınırlarımızın dışına baktığımızda tablo daha da kasvetli. Ukrayna’daki işgal dördüncü yılını doldururken barış umutları hâlâ çok uzakta. Şubat sonunda patlak veren ve Donald Trump’ın dürtüsel kararlarıyla tırmanan İran savaşı ise küresel tedarik zincirlerini ve yakıt fiyatlarını doğrudan sarstı.
Akaryakıt kıtlığı uçak bileti fiyatlarını yukarı çekerken, AB’nin yeni Giriş/Çıkış Sistemi’nin (EES) kapılarda yarattığı kuyruklar ve aşırı sıcaklar turizmi de etkiliyor. Sayılardan ziyade nitelikli ve tekrar gelecek ziyaretçiye odaklanmak doğru bir strateji; zira ekonomimizin beşte birini sırtlayan bir sektörü riske atamayız.
Sağlık Sistemi Alarm Veriyor, Ekonomi Nereye Koşuyor?
Devlet sağlık sistemi (SNS) tıpkı İngiltere’deki NHS gibi ağır bir kriz içinde. Uzayan randevu sıraları, dolup taşan acil servisler ve sağlık personeli açığı her geçen gün daha fazla hissediliyor.
Ekonomik büyüme bu yıl yüzde 1,7 civarında biraz yavaşlasa da kamu borcunun yüzde 91 seviyelerine gerilemesi ve uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının ülkeye sağlam bir "A" notu vermesi mali disiplin açısından rahatlatıcı.
Sines’taki mega veri merkezleri benzeri projelerle ülkeyi bir teknoloji üssü yapma hayali ise heyecan verici; fakat devasa elektrik tüketiminin ve altyapı maliyetlerinin vatandaşın faturasına nasıl yansıyacağı sorusu hâlâ havada duruyor.
Kısacası, önümüzde hem yerel hem de küresel ölçekte çözülmesi gereken çetin bir liste var. Şimdi biraz soluklanma, ardından sonbaharda bu meselelerin üzerine daha kararlı gitme zamanı.
Kaynak: James Mayor / The Resident (Bruce Hawker, Tiago Capela Lourenço, Maryna Mykhilenko, KPMG Global Trust ve AB 2026 İlkbahar Ekonomik Raporu aktarımlarıyla)
Fotoğraf Kaynağı: Henry Ren / Unsplash
Detayları okumak için kaynağı ziyaret edebilirsiniz.
Kaynağa Git ↗